JUKEBLOG

Mart 20, 2007

Nerde O Eski Televizyon Çocuğu ??

Kategori: Kategorilenmemiş — jukeblog @ 12:06 pm

Öncelikle okurlardan özür dileyerek başlamak istiyorum. 4 gündür bir türlü yazma fırsatım olmadı. Çok istememe rağmen..

Malumunuz yıllardır cumartesi akşamları yayınlanan bir program var. Gece Kuşu diye başlayan, Televizyon Çocuğu diye devam eden, Zaga olarak ” E olsun bari” dedirten, ve Makina haline dönüşen bir program. Aslına bakarsanız benim ” Helal olsun yürü be! ” şeklinde izlediğim Okan Bayülgen, programı için mükemmel bir isim seçtiğini kanıtladı. Nitekim o zevkle izlediğimiz, hassas noktalara dokunan akılcı ve akıcı program, magazin endüstrisinin işçi MAKİNA‘ larından birine dönüştü… Okan’ın her gece 15′in üzerinde konuk alması, dolayısı ile konular ve konuklar arasında kopukluklar olması, bu durumun Okan Bayülgen gibi işinin ustası bir adamı bile afallatması trajikomik bir durum. Samimi olarak söylüyorum, ben Okan Bayülgen’i çok severim. Akıllı adam, baş kaldıran adam, haddini bilmeyenlere ” Hadi ordan!!” diyen adamdır o..

Geçtiğimiz cumartesi geceside herzamanki gibi bir Makina idi.. Konuklar monuklar kadro kalabalık. Cankan denen NEO ARABESK grup, iki tane manken, ( Biraz göz de dolduralım) ve Abdullah Oğuz’un yeni filmi Mutluluk’un ekibi. Takdir edersiniz ki Abdullah Oğuz ve çalışma arkadaşlarının orada bulunmaları son derece güzel ve konsepte uygun. Diğerleri kişisel beğeni sınırlarında olduğu için yorum yapmak istemiyorum. İlerleyen saatle beraber, Okan’ın canlı performans adını verdiği köşesinin konukları olarak, hiç de canlı olmayan bir şekilde DJ Funky C ve yanında adının Hüseyin olduğunu öğrendiğim bir arkadaşımız sahnedeki yerlerini aldılar. Başladı arkadaki arkadaşımız Turntable’ı çevirmeye. Yo yo canlı performans nerde demeyin. Adam canlı canlı plak çalıyor yahu!! Ha tabi bide önde FANKİ Sİ var !! :) Arkada adam plak çalıyor, önde Funky C ” Clap Your Hand Everybody, Everybody just Clap Your Hands” diye bağırıyor. Evet kusura bakmasın ama bağırıyor. House&Club akımını hepimiz severek takip ediyoruz tamam. Ama buna canlı performans denmez! 6 koca dakika boyunca “Clap your hands, One time, Get up Get Down” zımbırtısı, klüp ortamında iki duble içince yarım saat çekilebilir ki, bünyemce ona da gerek yoktur, televizyon programında adamın anasını ağlatır böyle.

Sevgili Okan’dan ricamız, programının CANLI PERFORMANS bölümünde, ülkemizin Müzik yapan gruplarını konuk etmesi, bize canlı MÜZİK dinletmesidir. Dj Funky C , işini gayet iyi yapan bir DJ olarak Power Fm de hepimizin sevgisini kazanmıştır. Dikkat etmelidir ki yurtdışında ki hiç bir DJ Turntable ı başkasına bırakıp, elinde mikrofon, yeni yetme popçular gibi sahnenin ortasında zıplamaz. Bizden söylemesi !!! :)

Funky C’ nin SÜPER CANLI PERFORMANSI AŞAĞIDA…

Mart 13, 2007

Bir Çocuk Var Uzaklarda…

Kategori: Tümü — jukeblog @ 1:31 pm

Ne garip, ne güzel duygudur şu nostalji. Zaman zaman hepimizi sarıveren, içimizi titretip burnumuzun direğini sızlatmadan bırakmayan. Bazen bir fotoğraf, bazen o zamanlar da kullanılan bir parfüm, bazen kolilenmiş ıvır zıvırlarımızın arasından göz kırpan eski bir eşya o günlere kalkan trenin vagonu oluverir.

Benim trenim dün gece saat 23.30 da kalktı. İstikamet özlemdi. Tek kelimeyle özlem. Vagonumsa bir şarkıydı. 1988 yılından kopup gelen, 2088′ de torunlarımızın da bineceği türden bir vagon..

Hatırlar mısınız 80′ leri? Hani şu akşamüstleri daha bi uzun olan, o yıllarda yaşadığım Arnavutköy’ün sabahları deniz kokan 80′ ler. İnsanların yine koşuşturma içinde oldukları, ama kendilerinden, içlerindeki çocuktan bu kadar yitmedikleri 80′ler. Şarkıların bizi ağlattığı,ağlamayı bilen insanların şarkı yazdığı 80′ler..

Şarkı okadar keskin ve netti ki adeta, dondum. 5-6 kere döndürdü şarkı kendini. Bende hala hareket yok. Öylece bilgisayarın ekranına baktım 20 dakika kadar. Samimiyeti, dürüstlüğü, aşkı, nefreti, korkusu ile 20 dakika boyunca göğsümü yumrukladı, boğazımda bir yumru oldu şarkı. Zaten bildiğim, binlerce kez dinlediğim bu şarkı neden hala bana bunları yapıyor? Tanımıyor mu hala beni? Anlatmadı mı bana kendimi o ilk dinlendiği yıllarda? Evet şarkının böyle bir özelliği de var ya! İnsana kendini, insanı anlatır bu şarkı. Hem nasıl anlatmak. Bütün hüzünleri okşar birer birer…

Bu karmaşık duygular içinde, sarsıcı bir yolculuğun ardından istasyona yanaştı trenim. Heyecanla toparlandım. Trenden inip nereye geldiğimi görmek için kompartmandan çıktım. Trenin koridoru hafif tozlu, huzur veren bir loşluk, ahşap kokusu geldi burnuma. Yandaki camlardan yolcularını karşılamak için gelmiş insanları gördüm.Gözlerinin içi gülen,hasretle özlediklerini,onları özleyenleri bekleyenleri gördüm. O an ilk kez sordum kendime. Beni karşılayacak biri var mıydı? Trenin kapısına yaklaşırken, yalnızlıktan, o peronda kimse tarafından karşılanmadan, koca istasyonun ortasında minicik kalmaktan korktum. Basamaklarda durup, kucaklaşarak, sevinç dolu kahkahalar atarak dağılan kalabalığı izledim bir süre. Anlaşılan beni karşılamaya gelen kimse yoktu. Derin bi nefes aldım, taze havayı içime çektim. Herşeye rağmen bir an gülümsedim, sıcak,sade ama biraz kuşkulu.

Birden peronun bana uzak kalan tarafında bir adam ilişti gözüme. Orta boylu, hafifçe toplu,saçları üstten dökülmüş, gözlüklü bir adam. Nasıl da tanıdık anlatamam size. Yanında küçük bir kız çocuğu var elinden tuttuğu. Kız bir an kurtuldu adamın elinden,başladı koşturmaya. Nasıl fırlama, nasıl muzur. Bağıra, çağıra şarkı söylüyor istasyonun ortasında. Yetenekli de. Kendi uydurduğu sözlerden bir şarkı söylüyor. Adam bir an gözlerini küçük kızdan ayırıp, bana şöyle bir baktı. Hafifçe gülümsedi. Bir an sonra kıza tekrar baktı ki, çocuk ondan oldukça uzaklaşmıştı. Bakşıları değişti, bir anda bir baba oldu o adam. “Sezen! Buraya gel.. ” diye bağırdı. Kız dönüp muzurca gülümsedi adama. Ve doğruca adama koşup dizlerine sarıldı. Basamaklardan inip, adamla kız çocuğuna doğru yürümeye başladım. Onlarda bana doğru yürümeye. Göz göze geldiğimiz anda tanıdım adamı. Kız yerden yerden bana bakıyor, hala aynı şarkıyı mırıldanıyordu. Adam yine gülümsedi bana. Sıcacık,şefkatle. Abi gibi, hoca gibi,baba gibi gülümsedi. Ve başladı kızın söylediği şarkıya eşlik etmeye;

Bir çocuk gördüm uzaklarda
Gözleri kederli hatta korkulu
Her şeye rağmen bir an gülümsedi çocuk
Sıcak sade ama biraz kuşkulu

Bir çocuk sevdim uzaklarda
Sanıyordum ki onun özlemi de buydu
O ise bir bakışta beni örtülerimden
Yalnızca yalnızca duygularıyla soydu

Ben böyle yürek görmedim böyle sevgi
Şimdi çocuk büyümekte günbegün
Bütün hüzünleri okşadı birer birer
Gizli bir ümide sarılarak biraz küskün

Bir çocuk gördüm uzaklarda
Biraz çocuk biraz adam biraz hiçti
Ellerinde yaşlı zaman demetleri
Daha önce denenmemiş yeni bir yol seçti

Bir çocuk sevdim uzaklarda
Bir elinde yarın öbür elinde dün
Erken ihtiyarlamaktan sanki biraz üzgün
Dünyanın haline bakıp güldü geçti.

O adam 14 Ocak 1996 tarihinde hazin bir uçak kazasıyla aramızdan ayrılan, Türkiyenin gelmiş geçmiş en büyük müzik adamı, kompozitör Onno Tunç‘ tu. Hepimizin hayatına güzel müziği ile ışık tutmuş, bizlere ilham kaynağı ve yol gösterici olmuştur. Sevgili Onno Tunç’u sevgi ve saygıyla anıyorum. Sonsuzluğun içinden seçip bir araya getirdiği melodileri ile daima yaşayacak…

1986.jpg

1948 – 1996

Mart 11, 2007

Şıkıdım TARKAN, Shake it Up KENAN !!

Kategori: Tümü — jukeblog @ 11:15 pm

Selam,

Son bir haftadır eurovision gazıyla doldurulmuş balonlar gibi ortalıkta uçuşan, yorum meraklılarından bunalmış durumdayım. Malumunuz Kenan Doğulu bu sene eurovision da Türkiye’yi temsil etmesi için seçildi.Şimdi arkamıza yaslanıp da az biraz müzik kanallarını izleyince Kenan Doğulu iyi bir seçim gibi geliyor Türkiye’yi temsil davasında. Mazallah yanlış bi kararla Doğuş , Petek Dinçöz ya da Çılgın Sedat gönderilmedi diye dua ediyoruz.. Şarkıyı duyana kadar objektif tutumumu korumuştum ki ,iki gün önce şarkıyı dinleyince “VAH VAH VAH” demekten kendimi alasım gelmedi ! :)

Yakın çevremden de duyduğum dore ceket ve uyumlu ayakkabıların yorumunu Cemil İpekçi’ye bırakarak şarkı hakkındaki düşüncelerimi kısaca aktarayım.İlk olarak bu Shake it Up Şekerim isimli güzide eserde bol bol ingilizce hatasına rastlamak mümkün. Aşağıda linkini verdiğim videoda izlerken dikkat ederseniz 00.52 saniyede Kenan kardeşimiz talihsiz bir şekilde “I got what you NEEDING” şeklinde bir cümle kuruyor ve “NE YAPTIN KENAN” diye inletiyor bizleri.

Doğru düzgün ingilizce bilen bi adama dinletirsin şarkını, gidip avrupada canlı yayında elaleme rezil olmazsın.Gelelim işin müzikal bölümüne; Nedense Türk müziğinin dünyaya tanıtımı söz konusu olduğunda tüm mecralarda ortak bir anlayış hakim oluveriyor ki muhtemelen stüdyoda ekip arası konuşmalar şöle;
- Baba öyle bişi olmalı ki, hem modern hem bizden motifler!!!
-Moruk sen hiç merak etme. Alta dayıcam Hip Hop ritmi!! Üstünede bağlama!! Olmuyo malesef arkadaşım o işler öyle! Daha önce bu yolda yüründü. Yürüyenler de taşa oturdu sonunda malesef. Tarkan’ın Bounce isimli single’ı muhtemelen Almanya’da ki Türk klüplerinde 2 hafta çaldıktan sonra rafa kalktı. Devam edildi Şıkıdım dinlenmeye.
Çünkü adam HipHop dinlemek istediği zaman Beyonce’den, P.Diddy’den,Black Eyed Peas’den dinliyo zaten. Türk’te onu dinlio hemde..

Biri gidicek bu kafayla Amerikada dünya starı olucak, öbürü eurovision da Türkiyeyi tanıtıcak. Olmaz arkadaşlar malesef. Bu Shake it up Şekerim şarkısıyla, Türkiye tanıtılmaz. Televizyonu başında oturan yaklaşık 3 milyon gurbetçi Türk’ün çoşkuyla karışık, ” Ne diyo lan bu?” nidaları eşliğinde oy toplanabilir belki. Ama bunun müzikle yakından uzaktan alakası yoktur malesef. Zaten Eurovision denen geçmişin parlak, 2000 lerin sakil organizasyonunun da müzikle yakından uzaktan ilişkisinin kalmadığı geçen sene Finlandiya’lı Lordi grubunun abidik gubidik kostümlerle sahneye çıkıp,böğürerek birinci olmasıyla kanıtlanmıştır.

Başarılar Kenan Doğulu. :)

http://www.youtube.com/watch?v=afAmI_OwTp0

WordPress.com'dan blog alın.